27 Şubat 2010 Cumartesi

Utangaç kalorifer peteği

Melike'mine nin maceralarını biliyorsunuz artık.
Yaklaşık 1 yıldır sizlerle paylaşıyoruz yaşadıklarımızı.
Bu sondan bir önceki yazı. Melike'yle yaşanan bu hafta sonunu anlatıyor.
Son yazı geçen 1-1,5 yılın bir değerlendirmesi olacak.
Buyrun birlikte okuyalım bakalım. Melike'mine m bu haftasonu neler yapmış. (Erkan BAL)

melikeCumartesi akşamı birlikte TV seyrediyoruz. Yemek programlarımız bitti (zoraki melike seyrettiriyor) Diziler, derken artık uykuya yakın gece kuşağı da başladı. Bir çocukla birlikte televizyon seyretmek çok zor. Onun tercihleri ile sizinkiler uyuşsa bile sizin tercihlerinizin ona zarar verebileceğini de düşünmeniz gerek. Bu durumda terminatör yerine yemek programı izliyorsunuz haliyle. Tabi beklenmedik sorulara cevap vermek zorunluluğunu da unutmamak gerek.

Melike yarı mahmur uykulu babanın ayaklarında dizlerinde uzanmaktadır. Babayı koltuk niyetine kullanıp bacakları arasına uzanarak uyuma egzersizleri fayda etmemiş gibidir. Az sonra Melike'mine den can alıcı sözler gelir.

-Baba niye senin yumuşak bir yerin yok... Ufff her yer Kemik kemik.kemik...

Baba sırf göğüs farkıyla bile kadınların erkeklerden üstün olduğunu düşünür. En azından çocukların nezdinde. Gerçi bu konudaki eksikliğimizi göbek ile kapatabilirsek de estetik açıdan hiç de arayı kapatamayız.

Uyku faslı her zamanki gibidir. Kahramanı Melike'm olan masallar, şarkılar ve dualar. Tabi arada soru cevap faslını unutmayalım.
-Babaa kalorifer petekleri niçin benimle konuşmuyor artık?
Baba aptal aptal kızına bakarak sorunun ne olduğunu anlamaya çalışırken birden jeton düşer. Hava yapan peteklerdeki havayı alana kadar şıkır şıkır su sesi birkaç gece sürmüştür ve Melike'm kalorifer petekleri ile konuşmuştur.
-Artık konuşmayacaklar kızım. Çünkü ben onların havasını aldım.
-Onun için mi ağladılar? (hava alırken düşen birkaç damla su)
-...
-Babaa Onlar küstü mü? Yoksa utandılar mı?
-Evet kızım gece uyumayıp konuştukları için utandılar. Hadi sen de sus ve uyu...
(böylece tarihe geçen ilk utangaç kalorifer peteği olur bizim kalorifer peteklerimiz)

Pazar sabahı baba ve Melike mahmur bir şekilde ve biraz geç uyanırlar.
Yatak sohbeti başlar. Sonrasında Melike'm bir istekte bulunur:
-Baba beni gıdıklar mısın?

Baba üzülür. Ne zamandır şakalaşmadık mı acaba der ve Melike'mi gıdıklamaya başlar. Oyun, annemiz "kahvaltı hazırrrr" diyene kadar sürecektir ama baba gıdıklama faslını yeterli bulur. Ancak Melike'm ısrar eder ve kötü sonuç gerçekleşir :((

Baba gıdıkladığında Melike'm kendini yataktan atar ve baba dikkati bir an dağıldığı için kızını tutamaz:((
Yere düşen Melike ağlamaktadır. İlk müdahale yapılır. Hafifçe kaldırılan Melike sevilip, öpülür okşanır ama babaya yüz vermez... Hemen anneye koşar:

-Sennnn suşlusunnnnn. (ses tonu ağlamaklı)
Babam değilsin artıkkkkkk. Beni tutmadınnnnnnnn. Üüüüüüü:((

(1 dakika sonraise) babaaaa acıyo..:(
Babanın yüreği dayanmaz sarılır öper okşar.
Melike'm Anne ve Babaya sarılır, kucaklar ve ağlar.

Bir müddet olayın ciddiyeti gözlemlenir. Ancak bir sorun olmadığı görülünce konuşma faslına geçilir. Baba Melike'mden onu tutamadığı için özür diler.

-Özür dilerim kızım ben suçluyum... (seni kollayıp, gözetmeliydim)
-Hayır der Melike'm: "-sen suçlu değilsin baba"

-O zaman ikimiz de suçluyuz der babası..
ve Melike'mden bu yazının final cümlesi gelir.

-Saçmalama baba. (sen gıdıkladın ben düştüm:)
-Bizi kim suçlayacak ...

Melike Mine'm & Erkan BAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder